Kamulaştırmasız El Atma Davası
Yıllardır yurt dışında ülkenizden uzakta çalışıyorsunuz…
Memleket hasretiyle biriktirdiğiniz parayla sahip olduğunuz tarlayı, arsayı hep bir gün dönüp değerlendirme hayaliyle yaşıyordunuz.

Ve nihayet o büyük gün geliyor memlekete dönüyorsunuz.
Ama o da ne?
Size ait olan taşınmazın üzerinden yol geçmiş, bir kısmı park yapılmış, belediye tarafından farklı bir şekilde kullanılmaya başlanmış… Üstelik size herhangi bir ödeme yapılmadan.
Belki şaşırtıcı ama bu durum pek çok kişinin başına geliyor. Kamulaştırmasız el atma, idarenin bir taşınmaza resmi kamulaştırma süreci yürütmeden fiilen el koyması anlamına geliyor. Bu durumda mülkiyet hakkı ihlal edilmiş olur ve mal sahibi ciddi bir maddi kayba uğrayabilir.
Üstelik çoğu kişi bu durumu fark ettiğinde iş işten geçtiğini düşünüyor. Ama güzel haber şu ki hukuk sistemimiz, bu tür durumlarda hak sahiplerine güçlü bir koruma sağlıyor. Hayallerinizi geri getirmeyecek olsa da açılacak kamulaştırmasız el atma davası ile maddi kayıplarınızı geri alabilirsiniz.
Ancak burada önemli olan, sürecin doğru şekilde yönetilmesidir. Çünkü yapılacak küçük bir hata, alınabilecek bedelin ciddi şekilde düşmesine neden olabilir.
Eğer taşınmazınıza izinsiz şekilde müdahale edildiyse, daha fazla maddi kayıp yaşamadan süreci değerlendirmek büyük önem taşır.
Kamulaştırma Bedeli Düşük Çıkarsa Ne Yapılmalı?

Yıllardır emek vererek sahip olduğunuz bir taşınmaz…
Belki yatırım için aldınız, belki geleceğe bırakacağınız bir güvence olarak düşündünüz.
Bir gün resmi bir tebligat geliyor.
Taşınmazınız kamulaştırılmış.
Ve size belirli bir bedel teklif ediliyor.
İlk anda “devlet belirlediyse doğrudur” diye düşünmek çok normal.
Ancak çoğu kişi için asıl gerçek biraz sonra ortaya çıkıyor.
Belirlenen bedel, taşınmazın gerçek değerinin oldukça altında olabiliyor.
Üstelik birçok kişi bu noktada en kritik hatayı yapıyor:
Hiçbir itirazda bulunmadan süreci olduğu gibi kabul etmek.
Oysa kamulaştırma bedeli kesin ve değişmez değildir. Çoğu durumda yeniden değerlendirilmesi mümkündür. Taşınmazın değeri; konumu, imar durumu, çevresi ve emsal satışlara göre belirlenir. Bu nedenle ilk belirlenen bedel çoğu zaman nihai bedel değildir.
Eğer size sunulan kamulaştırma bedelinin gerçek değeri yansıtmadığını, kamulaştırma bedelinin düşük çıktığını, hakkınızın gasp edildiğini düşünüyorsanız, süreci alanında ehil uzman kamulaştırma avukatı ile yürütmeniz sizin lehinize olacaktır.
Burada kritik olan, sürelere dikkat edilmesi ve hukuki sürecin doğru ve etkili yürütülmesidir. Zamanında yapılmayan başvurular, geri dönüşü olmayan hak mahkûmiyetlerine yol açabilir.
Muvazaalı Satış

Aileniz içinde her şeyin yolunda olduğunu düşünüyorsunuz…
Ancak bir gün, belki bir işlem için ya da sadece merak ettiğiniz için tapu kayıtlarını inceliyorsunuz.
Ve karşınıza beklemediğiniz bir tablo çıkıyor.
Size ait olduğunu düşündüğünüz ya da miras hakkınız bulunan bir taşınmaz, başka bir aile ferdine “satılmış”.
Ama ortada gerçek bir satış yok.
Ne bir ödeme yapılmış, ne de gerçekten bir alım-satım iradesi var.
Belki de en sarsıcı olan, bunun çoğu zaman en yakınlar arasında gerçekleşmesidir.
Bu tür işlemler genellikle mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılır ve hukukta “muvazaalı satış” olarak adlandırılır.
İlk bakışta geri dönüşü imkânsız gibi görünse de, aslında durum böyle değildir.
Gerçek iradeyi yansıtmayan bu işlemler iptal edilebilir ve taşınmaz yeniden hak sahibine kazandırılabilir. Sürecin nasıl işlediğini öğrenmek için muvazaalı satış ve tapu iptal davası hakkında bilgi alabilirsiniz.
Burada önemli olan, işlemin muvazaalı olduğunu doğru şekilde ortaya koyabilmektir.
Birçok kişi bu durumu geç fark ettiği için hak kaybı yaşar.
Oysa zamanında yapılan bir hukuki değerlendirme, kaybedildiği düşünülen hakların geri alınmasını sağlayabilir.
Eğer siz de benzer bir durumdan şüpheleniyorsanız, süreci ertelemek yerine değerlendirmek en doğru adım olacaktır.
Yorumlar